Allah'ın kulları üzerinde çok büyük nimetleri vardır ancak pek çok insan
bunu düşünmez ve şükretmez. İnsanlar çoğu zaman, sahip olduklarını
kaybettiğinde değerini anlar ve kıymet bilmediği günler için pişmanlık
hisseder.
Sadece nefes almak dahi başlı başına bir nimettir. Böbreklerin kanı
süzmesi, kalpteki kanın pompalanması, midenin yediklerimizi öğütmesi,
barsakların boşaltıma hazır hale getirmesi vs... Bütün bunları kendi
kendimize yapmak zorunda olsak, o zaman dünyevi hiçbirşeyle
ilgilenemezdik. Çünkü yaşamımızı sürdürmek için gerekli herşeyi kontrol
etmekten başka birşey düşünmeye ve yapmaya zamanımız kalmazdı.
İki böbreğimiz yaşamımız boyunca vücudumuzda dolaşan kanı temizler.
Süzdüğü maddenin bir kısmını vücuda geri gönderir, kalanını da işe
yaramadığı için vücuttan atar. Bu işlemlerin hepsi, milyarlarca insanın
her birinde aynı şekilde gerçekleşir. Hücrelerin tüm bunları yapacak
akla kendi kendilerine ya da tesadüfen sahip olduklarını iddia etmek
elbette mümkün değildir. Hücrelere bu aklı veren, nasıl davranmaları
gerektiğini onlara ilham eden herşeyi kontrolü altında tutan Allah'tır.
Allah'tan başka bir güç yoktur.
Böbreklerin işlevlerini yitirmesi ya da yetersiz kalması durumunda da
yerine vücudun arıtma sistemi olarak çalışmak üzere diyaliz makineleri
geliştirilmiştir. Boyutları böbreklerle kıyaslanamayacak kadar büyük
olan bu makinelerde, doğduğumuzdan beri kontrolümüz dışında çalışan iki
küçük böbreğin yaptığı işlemler 4 ile 6 saat arasında yapılır. Üstelik
bu işlemlerin çoğu hastaya haftada iki veya üç kez uygulanır. Ancak en
etkili diyaliz makinesi dahi hastanın ömrünü yalnızca bir kaç yıl uzatır
ve iki böbreğin yerini asla tutmaz.
Allah bizim için vücudumuzda her an birçok mucizevi işlem yaratır. Daha
annemizin karnında tek bir hücre halinde iken, bir süre sonra bizi
oluşturan hücrelerin kimi kalp olmaya karar verir, kimi göz olmaya karar
verir. Şuursuz hücrelerin biraraya gelerek son derece kompleks
organlara dönüşmesi Allah'ın izni ve dilemesiyle olur. Allah'ın emri ile
kalbe dönüşen hücreler, son nefesimizi verene kadar atmaya devam
ederler. Şuurlu olmadığımız uyku halinde dahi kalp hücreleri atmaya
devam eder, bir kesintiye uğramaz. Bu, Allah'ın dilemesi ile gerçekleşen
büyük bir mucizedir. Eğer nefes alma işlemini gerçekleştiren biz
olsaydık, asla uyuyamazdık. Zira şuursuz uyku halinde nefes almayı
hatırlamamız mümkün olmazdı.
Allah'ın devamlı kalbi attırması, nefes aldırması, tüm organlarımızı
bizim kontrolümüz dışında çalıştırması çok büyük nimettir. Zira bizim,
ne kalbin düzenli attırmaya gücümüz yeter, ne nefes alıp vermeye, ne de
vücudumuzdaki kirli kanı süzmeye. Allah, nimetin devamlılığını
sağlayarak insanlara merhamet etmektedir. Yüce Allah'ın yaratması,
ayetlerde şu şekilde bildirilir:
Rabbinin Yüce ismini tesbih et, ki O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim
verdi', takdir etti, böylece yol gösterdi. (A'la Suresi, 1-3)
Allah pek çok ayetinde insanların çok az şükrettiğinden bahseder. Bu
yazı bizler için şükürü hayatımıza ciddi anlamda sokmak için bir
başlangıç olsun ve sahip olduğumuz her nimete durmaksızın şükredelim
inşAllah.
De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?" (Mülk Suresi, 23)
Dizayn :Networkbil.net . 2009 FAKTXƏBƏR . Dərc olunan materilların mətninə görə, redaksiya heç bir məsuliyyət daşımır. Saytdakı materiallardan istifadə edərkən istinad zəruridir.